Ebeveynlerin Öğrencileri Anlaması: Dinlemekten Gelen Güç
Eğitim süreci sadece öğrenciler için değil, ebeveynler için de bir yolculuk.
Bu yolculuk bazen inişli çıkışlı, bazen de sessizce ilerleyen bir nehir gibi.
Çocukların değişen dünyasına ayak uydurmak, onları olduğu gibi duymak her zaman kolay değil.
Ama onları gerçekten anlamak için atılabilecek küçük ama etkili adımlar var.
1. Dinlemek: Gerçek Bağın Anahtarı
Çocuklarla kurulan bağın temeli dinlemektir.
Sadece “Okul nasıldı?” diye sormak değil, gerçekten onların sesini duymak…
Belki de şöyle sormak:
“Bugün seni zorlayan bir şey oldu mu?”
“En çok neye güldün bugün?”
Bu sorularla, çocuğunuzun iç dünyasına saygıyla kapı aralarsınız.
2. Kendi Zamanına ve Tarzına Saygı
Her çocuğun öğrenme hızı, ilgi alanı ve ifade şekli farklıdır.
Kendi tarzına saygı duyulan çocuk, kendini daha rahat ifade eder.
Bu da özgüvenin ve öğrenme isteğinin temelini oluşturur.
3. Beklentilerde Denge Kurmak
Çocuğunuzu yüksek hedeflerle desteklemek önemli.
Ama bu hedefler, çocuğunuzun ruhunu sıkıştırmamalı.
Başarı; sadece sınav notları değil, çabanın kendisidir.
Küçük ilerlemeler, büyük kabuller doğurur.
4. Desteklemek, Ama Yön Vermemek
Ebeveyn olmak, yol çizmek değil; yolları birlikte yürümektir.
Kendi hayallerinizi çocuğunuz üzerinden gerçekleştirmeye çalışmak yerine,
onun hayal kurmasına alan tanımak en güçlü destektir.
5. Okuldan Daha Fazlası Olduklarını Hatırlamak
Çocuklarımız sadece birer öğrenci değil.
Onlar aynı zamanda oyun oynayan, düşünen, hayal kuran, üzülen ve gülen birer insan.
Okul hayatları onların yalnızca bir parçası.
Onları bütünüyle görmek, gerçekten anlamaktır.
Kapanış: Dinlemek En Büyük Hediyemizdir
Her anne-baba çocuğu için en iyisini ister.
Ama bazen "iyilik" adına yapılanlar, "anlaşılmama" duygusunu büyütebilir.
Bu mesafeyi kapatmanın tek yolu: kalpten dinlemek.
Çünkü bir çocuk kendini duyulmuş hissettiğinde,
hem daha güvenli olur…
hem de kendi yolunu bulmakta cesaret kazanır.
👉 Ebeveyn olmanın en güzel tarafı, çocuklarımızı her gün yeniden tanıma fırsatıdır.
Onları koşulsuzca dinlemek, anlamak ve yanında olmak...
Aslında onlara değil, kendimize verdiğimiz bir hediyedir.
Senem Egilmezer, MCC